EĞİTİM İÇERİKLERİKATILIM KOŞULLARI
başvuru formunu doldurmak için tıklayın

NEDEN KATILMALISINIZ

Günümüzde yapılar, barınağın ötesine geçerek sadece yaşam konforumuzu değil ruhsal ve bedensel sağlımızı da önemli ölçüde etkileyen ortamlara dönüşmüştür. Bunun nedeni özellikle şehirlerde zamanımızın %90'ını yapıların içinde, yani kapalı yapay ortamlarda geçirmemizdir. Çağımızda beslenme kadar sağlığımıza direkt etki eden faktörlerden biri de iç ortam iklimidir. Bunun yanısıra mevcut yapı stoğu ve yapım teknikleri dünyadaki karbon salımının %40'na sebep olmaktadır yani yapı sektörü çevre kirliliği ve iklim değişikliğinin önemli tetikleyicilerinden biri haline gelmiştir.

Bu nedenle Avrupa Birliği Kaynak Verimliliği ve Döngüsel Ekonomi Stratejilerinde 'İnşaat' değişimin gerekli olduğu ana sektör olarak belirlenmiştir. Sağlıklı ve sürdürülebilir yaşam alanlarını yaratabilmemiz için yapı biyolojisi ve ekolojisi öğretisi ve kapsamını anlayarak, kullanıcı veya uygulayıcı olarak bu doğrultuda bir tavır geliştirmek gereklidir.

EĞİTİMİN FAYDALARI

Yapı biyolojisi ve ekolojisi kavramı ve temeli

Yapı biyolojisi ve ekolojisi mimarlıktan ekolojiye, bütüncül tıptan sosyolojiye, birçok disiplinden beslenerek hastalanmadan sağlıklı kalmamızı sağlayacak yaşamsal çevremizi tanımlar. Bu bağlamda, yapı biyolojisi ve ekolojisi, insan ile yapılaştığı çevre arasındaki bütünsel ilișkilerin öğretisidir. Yapıların, iç mekan ve ortamların kullanıcının sağlığına olan etkilerini inceleyen bilim dalıdır.

Yapının insan sağlığına etkileri

Bugün artık ömrünüzün %90’ını kapalı yapay çevrelerde, yani yapı içlerinde geçirdiğimizden dolayı, iç mekanlar, beslenmenin yanında sağlığımızı belirleyen en önemli etkileyici unsurdur. Nüfus yoğunluğundan hava kirliliğine, yapı kimyasallarından toksik bileşiklere, radyasyonlardan alerjenlere kadar, tüm bu etkenler ruhsal ve bedensel sağlığımızı artık domine etmektedir. İnsan eliyle inşaa edilen mekanları, evimizi, işyerimizi, bizi saran üçüncü bir deri, bize en yakın yaşamsal çevre olarak tanımlayabiliriz. Bu yapay çevrenin performansının ise doğala doğru evrilmesi hedeflenmektedir.

Yapının çevre sağlığına etkileri

Gezegenimizin bizi taşıma sınırını tartışırken, mimarlığa da yansıttığımız tüketim alışkanlıklarını sorgulamalıyız, yapıların doğal ekosistem ile olan ilişkilerini ve mimarlığın nasıl olması gerektiğini Yapı Ekolojisi disiplininde inceliyoruz. Bina inşaa etmek, kentleri dönüştürmek için tüketilen gömülü enerjilerden karbon ayak izine, işletme döngülerinden geri dönüşüm performanslarına kadar yapı sektörünün çevresel etkileri “yapı ekolojisi” disiplini içinde incelenirken doğayı koruyan performansların nasıl entegre edilebileceği de yine aynı disiplinin kapsamındadır.

Zehirsiz doğal yapı malzemeleri

Yapı malzemelerinin nitelikleri, iç iklimi ve dolayısıyla sağlığımızı, refah algımızı belirleyici boyutta etkilemektedir. Bu yüzden malzeme fiziksel ve mekanik özelliklerin yanında, insan, iç iklim ve çevre sağlığını bütünsel anlamda desteklemelidir. Günümüzde yapı malzemelerinin neredeyse tamamına yakını, kanserojen ya da toksik kimyasallar ile üretiliyor. Buna karşı gelişen talebe cevap veren doğal ve zehirsiz yapı malzemelerinin sektörel gelişimi ise özellikle çevre bilincinin tabana yayılmış olduğu coğrafyalarda  büyümektedir.

Yapının insan sağlığına etkilerinin ölçümü

Yapılar, “yapay kapalı ortamlardır” ve içinde barındırdığı insanın sağlığına olumlu ya da olumsuz yönde etki eder. İç ortam ikliminin sağlımıza etkisini “biyoklimatik yapı analizleri" ile belirleyebiliyoruz.   Biyoklimatik yapı analizinde, iç mekanların sıcaklık/nem ilişkileri, elektroiklim değerleri, toksik gaz emisyonları, radon/radyoaktivite yoğunlukları ve alerjenler ölçülür, dış ortam değerleri ile karşılaştırılır. Bu değerlerin insan sağlığına etkileri değerlendirilir.

Elektrosmog, radyasyon

Günümüzde yaşadığımız ve çalıştığımız çevrelere doğal olmayan bir elektroiklim egemendir. Biyosferdeki ışınsal iklim, yani elektroiklim tüm canlıların gelişimleri, varoluşlar ve yönlenmeleri açısından primer bir etken olduğundan, yapı biyolojisi açısından ve  günümüzdeki çevre sorunları içerisinde çok önemli bir yer tutmaktadır. Çevremizdeki elektrik şebekelerinin, yapılarımızdaki elektrik tesisatlarının ve özellikle mobil iletişim teknolojilerinin yaydığı dalga boylarının sağlığımıza etkileri yakın geçmişe kadar araştırma konusu bile değilken, bugün yapı biyolojisinin en önemli alanlarından birisi durumuna gelmiştir.

Alerjenler, mantarlar, bakteriler

Yapılarımızın tasarımsal özellikleri, inşaa edildikleri yapı malzemeleri ve mekanik çözümleri, havayla doğrudan temas halinde olan organizmaları yani ev tozu akarlarını, polenleri ve küf mantarlarını tetikleyerek sağlığımızı etkilemektedir. Baş ağrısı, solunum yolları rahatsızlıkları, akciyer ve bronşit sorunları, akciyer kanseri, alerjiler, astım, kronik cilt ve göz rahatsızlıkları gibi hastalıklara sebep olan bu aero alerjenlerin oluşma ve üreme koşulları ise mimari çözümler ile doğrudan ilişkilidir.

Toksik yapı malzemeleri, iç iklim

Günümüzde yapı malzemelerinin bir çoğunun üretiminde, plastik doğramalarda, sentetik elyaf yünü ısı yalıtımı malzemelerinde, yonga levhalarda ve boya ile cilalarda toksik kimyasallar kullanılır. Bu nedenden formaldehit, pentaklorfenol, polistirol, polivinilklorit, cıva, flor, fenol, vinilklorit ve lindan gibi kimyasallar, toksik gazlar şeklinde iç mekan ortamına salınmakta ve kanserojen etkilere, deri alerjilerine, böbrek hastalıklarına neden olmaktadır.

KİMLER KATILMALI

Mimarlar, mühendisler, teknisyenler, yapı malzemesi imalatçıları, dağıtıcıları veya pazarlamacıları, yapı sektörü çalışanları, bina yönetim şirketleri, gayrimenkul ve emlak firmaları, sağlık profesyonelleri, Üniversiteler ve teknik okul öğrencileri

EĞİTMEN: And Akman

KATILIM KOŞULLARI

  1. Eğitim ücreti: 350.-TL + KDV (Öğrencilere %20 indirim uygulanacaktır)

  2. Eğitim kayıtları, başvuru formu doldurulduğunda ve eğitim ücreti yatırıldığında tamamlanacaktır.
  3. Eğitim yeri: Yenice Mah. Kapan Cami sok. no: 24 Urla, İzmir
  4. Sorularınız için: info@yapibiyolojisi.org ; T. 0545 203 32 51