İç Mekan Havasında Sağlığımıza Zarar Veren 14 Unsur

1/23/2017
BİLGİ DİZİSİ

Yaşayan tüm canlılar olarak vücudumuzun yaşamsal faaliyetlerine devam edebilmesi için soluk alıp vermemiz gerekiyor. Bu nedenle, soluduğumuz havanın kalitesi sağlığımıza önemli ölçüde etki ediyor. Günümüzde ömrümüzün %90’ını iç mekanlarda geçiriyoruz. Haliyle iç mekan havası yaşam kalitemizi belirliyor. Peki soluduğumuz hava içerisindeki tehlikelerin farkında mıyız?

Nefes almamızın kaçınılmaz sonucu  : Karbondioksit (CO2)

Her soluk alıp verdiğimizde üst hava yollarından akciğerlerimize oksijen gelir ve hemoglobin ile taşınan CO2 ile yer değiştirir. Kanda  CO2'in belli seviyeleri aşmaması gerekir. İç mekan iyi havalandırılmadığında CO2 artışı kişilerde yorgunluk ve konsantrasyon bozukluğuna sebep olur. Ekstrem boyutlardaki artışlarda ise ölüm gerçekleşir.

İyisi de var kötüsü de : Oksijen (O2)

Nefes alıp verdikçe ortamda bulunan  oksijen miktarının azalmasına sebep oluruz. Vücudumuzdaki elektron alışverişine bağlı olarak oksijen vücudumuzda önemli bir düzenleyici role sahiptir. Oksijenin vücudumuzun ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için negatif yüklü olması gerekir. Bu nedenle bulunduğumuz mekanların düzenli bir biçimde havalandırılması ve iç mekanda negatif yüklü oksijen miktarının arttırılması gerekir.

Evimizdeki çevre kirliliği: karbondiyoksit (CO2),  karbonmonoksit (CO), azotdiyoksit (NO2), kükürtdiyoksit (SO2)

Çevresel kirliliklere bağlı olarak havadaki CO2, CO, NO2 ve SO2  gazlarının artışının ciddi sonuçları vardır. Evimizin bulunduğu yerin çevresindeki endüstriyel yapılar, trafik, endüstriyel çiftlikler gibi faaliyetler de dolaylı olarak iç mekan hava kalitesinde belirleyici rol oynayarak sağlığımızı etkiler. Unutmamalıyız ki evimizin iç mekan havası ancak dışarıdaki hava kadar iyi olabilir. Ayrıca kullandığımız fosil yakıtlar evimizde çevre kirliliğine sebep olur. Bu durum, hasta hissetme hali, huzursuzluk ve düşük performans gibi sonuçlar ortaya çıkarır.

Atmosferdeki ozon - evimizeki ozon (O3)

Ozon gazı atmosferin üst seviyelerinde doğal olarak bulunan ve güneşin zararlı etkilerinden korunmaya yardımcı bir gazdır. Ancak biz soluduğumuzda boğaz ve akciğerleri tahriş eder. Solunum yolları rahatsızlıkları olanların durumunun kötüye gitmesine sebep olur. Günümüzde iç mekan havasını temizlemeyi vadeden bazı cihazlarda ozon kullanılmaktadır. Ozona az miktarda maruz kalmak bile uzun vadede çeşitli akciğer rahatsızlıklarını tetikler.

Evi temizlerken akciğerleri kirletmek: klorin (CI) ve amonyak (NH3)

Çeşitli temizlik ürünlerinde karşımıza çıkabilen klorin ve amonyak gibi zehirli maddeler solunduğunda ciddi rahatsızlıklara sebep olurlar. Yaşam alanlarımızı daha hijyenik hale getirmek için uğraşırken bir de bakmışız ki bu yüzden hasta olmuşuz.

Evimizi kurgularken aklımıza gelmeyenler: Organik Uçucu Bileşenler

İnsan sağlığına zararlı organik uçucu bileşenler, pek çok yapıştırıcıda, boyalarda, verniklerde, incelticilerde, temizlik ürünlerinde, izolasyon malzemelerinde, köpüklerde, duvar kağıtlarına bulunan tehlikelerdir. Onları çoğunlukla bilmeden evimize alırız. Günümüzde bazı ürünlerde çok bilinen formaldehit kullanımına dair bir hassasiyet oluşmaya başlamıştır. Formaldehitsiz ürünlerde sağlığa zararlı olduğu bilinen izosiyanitler kullanılabilmektedir. Bu nedenle aldığımız ürünlerde kullanılan maddelere dikkat etmemiz çok büyük önem taşır. Baş ağrısı, görme bozuklukları, eklem ağrısı, yorgunluk, baş dönmesi gibi başlangıç semptomlarını takip eden ağır organ hasarları söz konusudur. Bu maddelerin kanserojen etkileri olduğu bilinmektedir.

 

Hangimiz oturmadık ki? O plastik sandalye ve bize yapabilecekleri: Ftalatlar

 Plastik bir sandaleyeye oturduğumuzda bize zarar vereceğini düşünmeyiz. Ancak plastik eşyalarda bulunan bazı plastisite arttırıcı katkılar, vücudumuzda sindirim, dolaşım ve solunum sistemleri yoluyla dağılır ve yağ dokusunda birikir. Mukoza zarlarını tahriş eder, yorgunluk, baş ağrısı, sinir sistemi ve üreme sistemi rahatsızlıklarına sebep olur. Ayrıca bu maddeler, plasenta yoluyla da geçebildikleri için bebekler de ciddi risk altındadır. Tüm bu risklerden dolayı günümüzde pek çok ülke standartlarla bu maddelerin kullanımını kısıtlamaktadır.

Şimdi kurtulmak için uğraşıp duralım: Asbest ve diğer fiberler

Genel olarak yapı ve izolasyon malzemelerinde bulunabilen asbest ve mineral fiberler insan sağlığı açısından ciddi risk faktörleridir. Asbest, insan vücuduna girdikten sonra solunum sisteminde yıllarca kalabilir. Göz rahatsızlıkları, solunum sistemi hastalıkları ve kansere yol açar. Mineral fiberler, insan vücuduna girdikten sonra parçalanır. Tehlikesi, üretim sürecinde çalışan işçilerin kansere yakalanması ile fark edilmiştir. Bu tehlikeye karşı, üretim süreçleri için limit değerler belirlenmiştir.

Küçükken daha fena: Partikül maddeler ve ev tozu

Ev tozunda partikül maddeler yoğun olarak, çeşitli boylarda, inorganik ya da organik olarak bulunurlar. Boyutları küçüldükçe tehlikeleri büyür. Mukoza zarı, solunum sistemi ve göz rahatsızlıklarına sebep olurlar. Ayrıca bu partiküller evimizdeki mikroorganizmalarla birlikte zehirli maddeler için bedava bir taşıyıcı sistem görevi görürler. Halılarda, sigara dumanında, şömine yakınlarında, izolasyon malzemelerinde bulunurlar. Bu nedenle elektrikli süpürgemizde iyi bir filtre kullanmazsak evi temizledik zannederken kirletmiş oluruz.

    

Sadece kaşıntı ve kabartılarla akla gelenler: Alerjenler

Alerjenler, evimizdeki partikül maddeleri kullanarak vücudumuza girer ve bizi hasta ederler. Küf ve ev tozunda bulunan mikroorganizmalar pek çok alerjinin ana sebebidir. Hastalıklarımızın sebebini araştırmaz isek, sürekli tekrarlayan çeşitli deri rahatsızlıkları, solunum yolları hastalıkları, astım gibi sorunlarla baş etmek zorunda kalırız.

Sessiz ve derinden : Radon Gazı (222Rn)

Dünyanın iç yapısında ve kabuğunda doğal olarak bulunan radon gazı, iyi yalıtılmayan binalarda, yapı malzemelerinin arasından geçerek ya da bazı temel yapı malzemelerinden kaynaklı olarak iç mekanlarda birikir. Düzenli  ve iyi bir havalandırmayla bu gazlardan kurtulmak gerekir. Solunduktan sonra bütün vücuda yayılabilen radon, kokusuz ve tatsız bir gaz olduğu için onu vücudumuza aldığımızı bilmeyiz. Akciğer dokusunda birikip radyoaktif faaliyetine devam eden radon gazı ve onunla ilişkili maddeler, hücrelerde mutasyona sebep olurlar. Radon gazı akciğer kanseriyle yakından ilişkilendirilmektedir.

Etkisi ağır Metaller: Arsenik (As), kadmiyum (Cd), krom (Cr), bakır (Cu), Kurşun (Pb), Çinko (Zn), Kobalt (Co), Nikel (Ni), Antimon (Sb), Cıva (Hg)

Ağır metaller, yiyecekler, içme suyu, diş dolgusu ve partikül maddelerle taşınarak solunum yoluyla vücudumuza girerler. Ayrıca endüstriyel alanlarda ve trafiğin çok yoğun olduğu yerlerde ağır metal ve metal organik bileşen miktarları daha yüksek olabilir. Bunlar, kanserojendir ve bazıları plasenta yoluyla bebeklerde gelişim anomalilerine, hücrelerde mutasyona sebep olabilirler. Karaciğer ve böbrek hasarı, alerji, anemi, kemiklerde değişim ve kanser gibi sonuçları vardır. Vücudumuzdan atılamazlar ve birikirler. Tadilatlardan sonra yaşayacağımız ortam mutlaka temizlenmelidir. Tesisatlar bu metallerden yapıldıysa kesinlikle değiştirilmelidir.

Kendileri küçük, etkileri büyük: Mikroorganizmalar

 Mikroorganizmalar, nemli ve besin ihtiyacının karşılandığı herhangi bir yerde bulunup çoğalabilir. Çoğunlukla ev tozu alerjisi aslında bu tozda yaşayan canlılardan kaynaklanır. Evlerde küf, mantar, bakteri gibi oluşumların sebepleri arasında bakımı yapılmamış kötü havalandırma sistemi ve filtreler, yapıda gözenekli olmayan malzemeler kullanılmış olması, yanlış yapılmış su yalıtımı ve ısı köprüleri sayılabilir. Küçük olmaları yaşamımızdaki etkilerinin büyüklüğüne engel olmaz. Vücudumuzdaki sistemlerin tüm unsurlarında çeşitli hastalıklar, baş ağrısı, migren, deri rahatsızlıkları, gözlerde batma ve yanma, göz hastalıkları, konsantrasyon bozukluğu, eklem ağrısı, uyku problemleri, kronik yorgunluk, bağışıklık sisteminde zayıflık ve daha pek çok sağlık problemine sebep olabilirler.

Pencereyi mi açsak sorunsalı: Rahatsız edici kokular

İç mekanlarda rahatsız edici kokular olması huzursuzluk hissi ve isteksizliğe neden olur. Ortamı havalandırmak ve ortama gün ışığı girmesi mor ötesi ışınlar sayesinde kötü kokuları geçici olarak yok eder. Ancak bu kokuların nedeni bilinmelidir. Çünkü bu kokular evimizdeki sorunları ve zehirleri tespit etmemizde yardımcıdır, göz ardı etmemek gerekir.

Herkes için Biyoklimatik Yapı Analizi

 Peki yaşadığımız mekanlar sağlıklı mı? Ölçebilir miyiz?  Biyoklimatik yapı analizi, iç mekanların insan sağlığına olan etkilerinin ölçümü ve buna göre binalara gerekli mimari müdahalelerin tespitidir.  Günümüzde ulaşılabilir, ekonomik bir danışmanlık hizmeti olarak uzman yapı biyologları tarafından gerçekleştirilmektedir.  Uluslararası standartlar doğrultusunda belirlenmiş değerlendirme ölçütleri kapsamında yapı ve yapı malzemelerinden kaynaklı, alerjenler, radyoaktivite, toksik gazlar, formaldehit, asbest, radon, polen, mantar, bakteri, partikül maddeler, elektriksel, manyetik ve statik alanlar değerlendirilir. Böylece hastalığımıza neden olan yapısal unsurlar belirlenir.   

 

Kaynaklar:

 

 

Nilgül Özgür

Nilgül, mimarlık eğitimi aldığı Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde iken, mimarlık-bilim-doğa ekseninde düşünmeye ve araştırmaya başladı. Öğrencilik sürecinde Rasyonel mimarlık, TH-İdil mimarlık ve eds-a mimarlık bürolarında mimari tasarım ve saha süreç deneyimleri kazandı. İstanbul’da tarihi ahşap bina rölöve ve restorasyon proje süreçlerinde yer alma imkanı buldu. Aynı zamanda Yıldız Teknik Üniversitesi’nde mimarlık yüksek lisans programında seçmeli bir ders olan “Sürdürülebilir Mimari, Eleştirel Yaklaşım” dersine de katılımcı olarak devam etti. 2014 - 2015 yıllarında Trabzon Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali organizasyon ekibinde aktif görev aldı. Mimarlıkta yenilikçi ve ekolojik çözümlere ilgisi doğrultusunda Yapı Biyolojisi ve Ekolojisi Enstitü'sü ekibine dahil oldu. Yapı biyolojisi ve malzeme alanında eğitim, çalışma ve araştırmalarına devam etmekte.

İlişkili içerikler